
Anadolu’nun köylerinde bir zamanlar kara tenekeli çatılar, tahtadan duvarlar ve avluya açılan kapılar hayatın merkezindeydi. Çam, meşe ve kestane ağaçlarının kokusunu taşıyan evler doğayla uyumlu yapılarıyla dikkat çekerdi.
Duvarlara asılan kekikler, yayla çiçekleri ve tarım aletleri o evleri adeta yaşayan bir kültür mekânına dönüştürürdü. Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan üretim hayatı; imece, dayanışma ve komşuluk ilişkileriyle şekillenirdi.
Bugün ise betonarme yapılar köy siluetini değiştirmiş durumda. Geleneksel mimari anlayış büyük ölçüde terk edilirken, kırsal göç nedeniyle birçok köy evi boş kaldı. Bir zamanlar hayat dolu olan avlular sessizliğe büründü.
Uzmanlar, geleneksel köy mimarisinin korunmasının kültürel sürdürülebilirlik açısından önem taşıdığını vurguluyor. Ahşap yapılar hem doğayla uyumlu hem de sağlıklı yaşam alanları sunuyordu. Modern beton yapılar ise pratiklik sağlasa da estetik ve kültürel değer açısından tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Köy evlerinin kaderi, aslında kırsal yaşamın geleceğine dair önemli ipuçları veriyor.






