
Ramazan ayının ilk günleriyle birlikte Gümüşhane, manevi bir dinginliğe bürünüyor. İslam’ın temel esaslarından olan oruç ibadeti, bu ayda yerine getiriliyor. Müslüman niçin oruç tutar? Oruç, ruha nasıl bir etkide bulunur? Gümüşhaneli emekli din görevlisi Ahmet Yılmaz, bu sorulara dair derin ve hikmetli açıklamalarda bulundu.
Ahmet Yılmaz Hoca, sözlerine Allah’ın (c.c.) emri olarak orucun farz kılındığını hatırlatarak başladı. Ancak onun üzerinde özellikle durduğu nokta, orucun zahiri (dış görünüş) değil, batıni (içsel) boyutuydu. “Oruç sadece yemek içmekten uzak kalmak değildir. Oruç, aynı zamanda ruhun da günahlardan arındırılmasıdır” diyen Yılmaz, bu ibadetin bir nefis terbiyesi ve kalp arınması olduğunu vurguladı.
Allah Resulü (s.a.s.), “Oruç kalkandır” buyurmuştur. Ahmet Yılmaz Hoca’nın anlattıkları da bu hadisi şerifi somutlaştırıyor. Orucun, kişiyi kötü söz, dedikodu ve her türlü kötü davranıştan koruyan bir kalkan olduğunu belirtti. Bu ayda diline, gözüne ve tüm azalarına sahip çıkan mümin, gerçek anlamda bir arınma sürecine girer.
Hocaefendi’nin dikkat çektiği bir diğer önemli husus ise orucun toplumsal boyutu ve şefkat duygusunu geliştirmesiydi. “Sosyal yönden de… bir Müslüman diğer Müslüman’ın yanındadır. Eğer acısını hissetmiyorsa gerçek anlamda görevini ifa etmemiş demektir” sözleriyle, orucun sadece bireysel bir riyazet değil, toplumu kenetleyen, fakirin halini anlamaya vesile olan bir ibadet olduğunu ifade etti.
Ahmet Yılmaz Hoca, “Bu ayda çokça ibadet her zaman daha makbuldür, bu ayda Müslüman tam anlamıyla Allah’a teslim olur” diyerek, Ramazan’ın bir fırsatlar ayı olduğunu hatırlattı. Kur’an’la, namazla, zikirle daha çok meşgul olunan bu ayda, kul ile Rabbi arasındaki bağlar güçlenir. Son olarak, “Orucun hikmeti ise saymakla bitmez” diyerek sözlerini tamamlayan Yılmaz, her müminin bu hikmetlerden nasibini alması temennisinde bulundu.






