
Gümüşhane, düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıldönümünü geride bıraktı. Ancak, zafer coşkusunun yerini alması gereken ekonomik ve sosyal kalkınma hedefine ulaşmakta zorlanıyor gibi görünüyor. Atatürk’ün ekonomik zaferlere vurgu yapan sözleri, bugün Gümüşhane için acil bir çağrı niteliğinde. Peki, 108 yıl sonra şehir nerede duruyor?
Üretkenliğin ve ortak aklın izlerini sürmek isteyenler için Gümüşhane’de tablo pek iç açıcı değil. Şehir, “terk etmeyen, kalıcı olan, üreten, pazarlayan ve yeni pazarlar açan” bir profil çizmekten uzak. Aksine, göç veren, işsizlikle boğuşan ve giderek birlik ruhunu kaybeden bir görüntü sergiliyor. Yatırım eksikliği sıkça dillendirilirken, karar vericilerin etkinliği ve sivil toplumun birlikteliği sorgulanıyor. Her tartışmanın çekişmeye, her konunun sonuçsuz polemiğe dönüştüğü bir ortamda, şehrin enerjisi tükeniyor. Bu durum, basit bir eleştiriden öte, şehrin geleceğine dair derin bir endişeyi ifade ediyor. Bugün Gümüşhane’de mutlu olan, ihtiyaçlarını bu topraklarda karşılayabilen kaç kişi var? 108 yıl önce kazanılan özgürlüğü, bugün refah ve huzurla taçlandırmak mümkün değil mi? Cevap, “akıllı işler” yaparak, birlik olarak ve üreterek bu sorulara “evet” diyebilmekte yatıyor.






