
Türkiye tarımı son yılların en zor dönemlerinden geçiyor. 2025 yılı boyunca zirai don, kuraklık, aşırı sıcak ve dolu gibi doğa olaylarıyla ciddi kayıplar yaşayan üretici, 2026’ya da umutla değil, endişeyle girdi. Çünkü felaketler bu yıl da peşini bırakmadı.
Son beş gün içinde etkili olan aşırı yağış, fırtına, hortum ve dolu; özellikle tarımın kalbinin attığı bölgeleri vurdu. Antalya’da Finike, Demre ve Kumluca başta olmak üzere birçok merkezde seralar ağır hasar gördü. Aynı tablo Muğla’nın Seydikemer ilçesinde, Mersin’in Anamur ve Aydıncık ilçelerinde de yaşandı. Ürünler zarar gördü, emekler bir anda boşa çıktı.
Örtü altı üretimin yoğun olduğu alanlarda seraların çökmesi, ürünlerin dalında ya da kasada telef olması üreticiyi bir kez daha çaresiz bıraktı. İl ve ilçe tarım müdürlükleri hasar tespit çalışmalarını sürdürürken, sahadaki manzara kayıpların ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor.
Üreticiler artık bu tür afetlerin “olağanüstü” olmaktan çıktığını söylüyor. İklim değişikliğiyle birlikte tarımın her yıl daha büyük risk altında olduğunu dile getiren çiftçiler, sadece tespit değil, hızlı ve kalıcı çözümler bekliyor. Destek mekanizmalarının güçlendirilmemesi halinde, tarımda bu kayıpların zincirleme etkiler yaratacağı endişesi giderek büyüyor.
Toprak hâlâ üretmek istiyor, çiftçi hâlâ direniyor. Ancak doğa bu kadar sertleşmişken, tarımın ayakta kalması artık sadece sabırla değil, güçlü politikalarla mümkün görünüyor.







