Yazmak benim için hiçbir zaman sadece kelimeleri yan yana dizmek olmadı; bir şehrin hafızasına iz düşmek, bir derdi dillendirmek, bir sesi duyulur kılmak oldu. Yaklaşık 20 yıldır aynı samimiyetle, aynı sorumlulukla kalem tutuyorum. Şimdi ise bu yolculuğa yeni bir mecra daha ekleniyor.
Bundan böyle gümüşhane.com’da da yazacağım.
Aynı dertle, aynı inatla, aynı vicdanla… Görmezden gelinenleri görünür kılmak, söylenmeyeni söylemek, gerektiğinde alkışlamak ama gerektiğinde de eleştirmek için. Çünkü bu şehir susarak değil, konuşarak iyileşir.
*
Biz Ne Yazmayalım? (20. Yılın Aşkına)
Gümüşhane’yi konuşmak yük mü oldu bize, yoksa bu iş baştan beri bir duruş meselesi miydi?
Soruyu açık soralım: Biz neyi yazmayalım?
Biri çıksın, ikna etsin bizi. Desin ki, “Görmeyin, duymayın, yazmayın…” Ama öyle kuru bir temenniyle değil; aklımıza, vicdanımıza, kalemimize hitap ederek…
Kolay değil. Dile kolay, yirmi yıl… Bu şehir için, bu şehrin insanı için, bir cümle de olsa tarihe not düşülsün diye yazdık. Şimdi kalkıp “yazmayın” demek… İnsanın kendine sus demesi gibi bir şey.
İsterseniz biz de deneyelim: Her şeyi güllük gülistanlık görelim. “Maşallah, her şey yolunda” diyelim. Hiçbir aksaklık yokmuş gibi davranalım.
Peki gerçekten öyle mi?
Bu şehirde herkes mutlu mu? Memurundan esnafına, işçisinden çiftçisine… Ektiğini biçen, karşılığını alabiliyor mu? Gençler umutlu mu mesela? Yoksa bavullar çoktan hazırlanmış mı?
Hiç sormayalım mı bunları?
Yöneten her zaman haklı, sorgulayan hep haksız öyle mi? Biz mi yanlış bakıyoruz? Yoksa bazıları görmek istemediği için mi gerçekler rahatsız ediyor?
Hadi dürüst olalım… İçinizden en küçük bir “yok artık” sesi bile geliyorsa, mesele bitmemiştir.
O zaman yazmaya devam.
*
Çünkü bu iş, gönül işi. Bu iş, “ben söyledim oldu” değil; “söylenmesi gerekeni söyledim” meselesi.
Bizim derdimiz bağcı dövmek değil. Ama üzüm de yoksa, onu da söylemek boynumuzun borcu.
İyi olanı alkışlamaktan hiç çekinmedik. Ama eksik olanı da görmezden gelmedik, gelmeyeceğiz. Çünkü biliyoruz: Demir zamanında dövülür. Acı da zamanında söylenir. Sessizlik bazen en büyük ihanettir.
İsteyen istediğini çalsın. İsteyen istediği türküyü söylesin. Ama gerçek değişmiyor: Gümüşhane kan kaybediyor. Gümüşhane küçülüyor. Ve en acısı… Gümüşhane yönetilemiyor.
Biz de tam bu yüzden yazıyoruz. Ve yazmaya devam edeceğiz.