
O zamanlar ne AVM’ler vardı ne de rengarenk plastik oyuncaklar… Ne Garfield vardı hayatımızda ne Tom ile Jerry ne de Sylvester… Gümüşhane’nin köylerinde çocuk olmak, tahta bir arabayla mutluluğu yakalamak demekti.
Evden kaptığımız birkaç çivi, belki paslanmış bir çekiç ve telaşla kesilmiş tahta parçaları… Babamız ya da anamız kızacak diye alelacele yapılan ama bir o kadar da gururla taşınan tahta arabalar… Köyün en iyi tahta arabasını yapma iddiasıyla başlayan bu macera, aslında hayatın kendisiydi.
Köy yolları beton değildi, asfalt değildi. Toprak yollarda koşarken düştüğümüzde dizimizin kanadığını fark etmezdik bile. Tahta araba, tüm acıları unutturan sihirli bir avuntuydu. Yarım asrı devirenler bu eşsiz oyuncağın hem zevkini hem de hatırasını yüreklerinde taşır.
Şimdilerde Gümüşhane’nin çocukları tabletlerle, telefonlarla oynarken, bir zamanların tahta arabaları nostaljik birer anı olarak hafızalarda yerini koruyor. Gümüşhane’de bilmeyen var mı o güzel günleri?







